AĞAÇ BUDAMA ANKARA

18 Aralık 2016 Pazar

YABANCI OT MÜCADELESİ

BAHÇEDE YABANCI OTLAR
 SORUN OLAN YABANCI OTLAR
Tek Yıllık Yabancı Otlar
Tek Yıllık Geniş Yapraklılar
Çok Yıllık Yabancı Otlar
Çok Yıllık Geniş Yapraklılar

 ZARAR ŞEKLİ VE EKONOMİK ÖNEMİ Yaşayış : 
Sulama ve gübreleme olanaklarının artması ile hızla çoğalan yabancı otlar meyve bahçelerinde ağaçların suyuna ve besin maddelerine ortak olmak, hasadı güçleştirmek ve diğer hastalık ve zararlılara konukçuluk yapmakla zararlı olurlar.
Yabancı otlar, tür ve yoğunluğuna bağlı olarak  Yabancı otlar bitkisiyle su, ışık, mineral besin maddeleri, havalanma ve yetişme alanı yönünden rekabete girerler. Bunun sonucunda ürünün kaliteSİ  VE MİKTARI düşmektedir. Ayrıca bazı hastalık ve zararlılarında konukçusudurlar. yabancı otlar toprak üstüne çıktıktan sonra uygulanır. 
Kültürel Önlemler :
Meyve bahçelerinde kültürel tedbirler olarak; çapalama, biçme, sürme ve gereği kadar tam yanmış gübre uygulanmalıdır. Çiftlik gübresini iyice yandıktan sonra vermeli, sulama suyu ile olan bulaşmalar önlenmelidir. Çok senelik yabancı otlarda ise birkaç kez toprağın işlenmesi bunların daha zayıf gelişmelerine neden olacağından faydalıdır.
 KİMYASAL MÜCADELE:

 Kullanılacak Alet ve Makineler Yabancı ot mücadelesi, sırt pülverizatörü (Mekanik, Motorlu) veya Hidrolik BAHÇE pülverizatörü kullanılarak yapılmalıdırYabancı otlar çıkmadan öne e yapılacak uygulamalarda toprağın iyi sürülmesi ve mümkün olduğu kadar keseksiz olması sağlanmalıdır. Toprağın nemce zengin olmasına dikkat edilmelidir.

Tek ve çok yıllık yabancı otlarla mücadelede uygulanan çıkış sonrası ilaçlama yabancı- otların gelişmelerinin hızlı olduğu 5-6 yapraklı devrelerinde, güneşli ve rüzgarsız havada yapılmalıdır. İlacın ağaçların yaprak ve çiçeklerine değmemesine dikkat edilmeli, 4 yaşından küçük fidanlarda ilaçlama yapılmamalıdır.

İlaçlama Tekniği Yabancı ot mücadelesinde istenilen sonuca ulaşabilmek için bazı hususlara dikkat edilmelidir.

önerilen herbisitler toprağa uygulanıp tırmık yardımı ile toprağın 5– 6 cm derinliğine kadar karıştırılmalıdır.  Çıkış öncesi kullanılan herbisitlerde toprağın iyi sürülmesine ve keseksiz olmasına dikkat edilmelidir. İlaçlama toprak tavında iken yapılmalıdır. Çıkış sonrası kullanılan herbisitler; yabancı otlar erken gelişme dönemlerinde uygulanır.
 Belli bir alana verilecek ilaç dozunun o alana yeknesak bir şekilde atılmasına dikkat edilmelidir. Bunun içinde kullanılacak aletlerle önceden bir kalibrasyon yapılması şarttır. İlaçlama anında hava sıcaklığının 8–25 oC arasında olmasına özen gösterilmelidir. İlaçlama sırasında rüzgâr 16 km/saat hızını aşmamalıdır. Genellikle sakin havalarda ilaçlama yapılmalıdır.

Meyve ağaçlan altında yabancı otlarla mücadele, yabancı otlar çıkmadan önce ve çıktıktan sonra olmak üzere 2 ayrı şekilde yapılmalıdır.. Genellikle tek yıllık yabancı otlara karşı ilaçlama çıkış öncesi olarak ilkbaharda bahçe sürülüp, otlar temizlendikten sonra toprak nemli iken yapılmalıdır. Yabancı otlar çıktıktan sonra yapılacak ilaçlamalar ise ilkbaharda veya sonbahar sürümünden sonra yabancı otlar 4-6 yapraklı devrelerinde iken uygulama yapılmalıdır. İlacın ağaç, yaprak ve dallarına değmemesine dikkat etmeli, 4 yaşından küçük fidanlara ilaçlama yapılmamalıdır.



16 Aralık 2016 Cuma

AĞAÇ BUDAMA

MEYVENİN AĞAÇLARININ UZUN ÖMÜRLÜ OLMALARI
KALİTELİ ÜRÜN ELDE ETMEK
VEGETATİF GELİŞEN AĞAÇ OLMASI
HER AĞAÇ HAYATINDA BİR SEFER DOĞRUSU İSE EN AZ YILDA BİR SEFER
BAZI AĞAÇLAR İSE HEM KIŞ BUDAMASI HEM YAZ BUDAMASINI HAKEDER...
NOT:HER AĞAÇ BUDAMASINA GİTTİĞİMİZ BAHÇE SAHİBİNE TARIMSAL BİLGİLER,ANALİZLER,SONUÇLAR BİLDİRİLİR.


AĞAÇ BUDAMA ŞEKİLLERİ
3 ŞEKİLDE BUDAMA YAPILIR.
1:ŞEKİL BUDAMASI:AĞACIN MEYVESİNE,ÇEŞİDİNE BAĞLI OLARAK  YAPILAN BUDAMA ŞEKLİDİR.
2:ÜRÜN BUDAMASI:AĞAÇTAKİ MEYVE TUTUMUNU,KALİTESİNİ V.B.G NEDENLERLE YAPILAN BUDAMADIR.AMA HER AĞACIN ÜRÜN BUDAMASI AYNI DEĞİLDİR.ÖRNEĞİN AYVADA ÜRÜN DALARIN UCUNDA OLUŞUR.DİKKAT ETMEK LAZIM.

3:GENÇLEŞTİRME BUDAMASI:YAŞLI AĞAÇLARDAKİ BAZI DAHA AZ MEYVE VERMEYE BAŞLAMIŞ YADA HİÇ ÜRÜN VERMEYEN DALLARINI UZAKLAŞTIRIP YERLERİNE YENİ DALLARIN GELİŞİMİNİ SAĞLAMA İŞLEMİDİR.BU İŞLEM BİRDEN DEĞİLDE  YILLARA YAYARAK YAPMAK DAHA DOĞRU OLUR.BAZI KİŞİLER BÜTÜN DALLARI KESİP AĞAÇI KUŞA ÇEVİRMEKTEDİRLER.AĞAÇLAR ÇOĞUNLUKLA KURUR.SENEYE DAL VERİRSE DİKİNE GİDEN DAL MİKTARI ARTAR.

DOĞRU BUDAMA İÇİN ZİRAAT MÜHENDİSİ ALİ BEY:0553-225-24-37





SALON BİTKİLERİ

                  Salon bitkileri
 İç mekan süs bitkileri ya da diğer adıyla salon bitkileri dış mekan ve bahçe bitkilerinden daha farklı bakım gerektimektedir. İç mekan bitkileri için özellikle üretilmiş topraklardan satın almalısınız. Toprak hava ve suyu geçirecek durumda olmalıdır. Bunun için toprağınıza küçük gözenekli taşlar karıştırabilirsiniz. Bu taşlar fazla suyun buharlaşmasına olanak tanıyarak bitkinin mantarlanmasını engellemektedir.
İç Mekan Süs Bitkileri Bakım Önerileri
SICAKLIK Bütün diğer hayat olaylarında olduğu gibi bitkilerin büyüme ve gelişmelerinin de bulundukları yerin sıcaklığıyla sıkı ilişkisi vardır. Büyüme her bitki için karakteristik ve belli sıcaklıklarda mümkündür. Genel olarak 15-35ºC arasında bitkiler, gelişme ve büyüme gösterirler. Sıcaklığın yüksekliği veya düşüklüğü metabolik olayları farklı yönlerde etkilemekte, böylece büyüme ve gelişme farklı düzeyde ortaya çıkmaktadır. Doğal yayılış alanlarına uygun olarak, iç mekan süs bitkilerinin sıcaklık gereksinmeleri de değişiktir. Bu bitkiler, genellikle 0 º C nin üzerindeki sıcaklıklarda yetişebilir.
  SU Bitkinin türüne göre vermeniz gereken su miktarı değişiklik göstermektedir. Bazı iç mekan bitkileri kuru toprak severken bazılarını sürekli nemli tutmak gerekebilir. Ayrıca aldıkları ışık miktarı yani bitkiyi konumlandırış şekliniz ihtiyaç duyduğu su miktarı üzerinde etkilidir. Örneğin fazla derin olmayan saksılardaki salon bitkileri her gün su isterken büyük saksılarda yetişen bitkiler 1 hafta boyunca su istemeyebilmektedir.
 Bitkiler kökleriyle suda erimiş halde bulunan besin tuzlarını alırlar. Bunların kökler aracılığıyla yapraklara ve oradan da işlenerek toprak üstü vejetatif organlara, çiçek ve meyvelere taşınmaları su sayesinde olur. Yapılan araştırmalar bitkiler tarafından alınan suyun % 80 ‘ınının yapraklardan su buharı şeklinde kaybolduğunu göstermektedir. Bu kayıp, bitkinin bulunduğu ortamdaki orantılı hava nemi ile doğrudan ilişkili olup; havanın içerdiği nemin düşük olduğu oranda yüksektir. Olağan koşullarda bitkinin terleme yoluyla kaybettiği su miktarı ile kökler tarafından alınan su miktarı arasında bir denge vardır.
 Ortam koşulları bitkinin kökleri ile almış olduğu su miktarından daha fazla terleme yapmasını gerektirdiğinde bitkinin yapraklarında sarkmalar, pörsümeler, sararmalar ve kurumalar gözlenir. Bitkinin bulunduğu yerin orantılı nemi yüksek ise bitkinin terleme hızı düşük olacağından su gereksinimi de azalacaktır. İç mekan süs bitkilerinin çoğu için istenen orantılı nem oranı %60-70 kadardır.
 IŞIK Doğadaki diğer bitkiler gibi iç mekan süs bitkileri de özümleme yapabilmeleri, büyüme ve gelişmeleri için ışığa gereksinim duyarlar. Bitkiler gelişme dönemlerinde bol ışığa, buna karşılık dinlenme dönemlerinde daha az ışığa gereksinim duyarlar. İç mekan süs bitkileri ışığa olan gereksinimleri açısından güneşli, aydınlık, yarı gölge ve gölge yerlerde yetiştirilen bitkiler olmak üzere dört grupta toplanabilir. Birinci gruba giren süs bitkileri iç mekanlarda çoğunlukla güneye bakan pencerelerde veya yazın bahçede doğrudan doğruya güneş ışığı alan yerlerde bulundurulur. İkinci gruba girenler ise; doğrudan doğruya ve sürekli güneş ışığı almayan yerlerde yetiştirilen bitkilerdir. Bunların doğu veya batı penceresinin hemen arkasında bulundurulmaları uygundur. Yarı gölge yerleri seven bitkiler ise, hafif veya çok hafif güneşli yerlerde bulundurulur. Bunların doğu veya batıya bakan pencerelerin yakınında bulundurulması uygun olup, ayrıca çok güneşli zamanlarda bu yerlerin gölgelenmesi gerekir. Gölge koşullarda yetişen süs bitkileri ise iç mekanların güneş almayan yerlerinde (özellikle kuzeye bakan pencerelerde) ve seraların iyice gölgelenmiş bölümlerinde bulundurulmalıdır.
 TOPRAK:  Bazı iç mekan bitkileri kuru toprak severken bazılarını sürekli nemli tutmak gerekebilir. Ayrıca aldıkları ışık miktarı yani bitkiyi konumlandırış şekliniz ihtiyaç duyduğu su miktarı üzerinde etkilidir. Örneğin fazla derin olmayan saksılardaki salon bitkileri her gün su isterken büyük saksılarda yetişen bitkiler 1 hafta boyunca su istemeyebilmektedir.
 Bitki yetiştirme ortamı olarak kullanılacak ideal bir toprakta kum, silt ve kil parçacıklarının uygun oranlarda karışmış halde bulunmaları istenir. Bu farklı büyüklükteki parçacıkların yaklaşık aynı oranlarda karışmasından oluşmuş topraklar, bünye sınıflamasında tınlı topraklar olarak adlandırılır. Tınlı toprak, saksı harçlarının en önemli yapı maddesidir. Uygun bir bitki gelişimi için toprakta belirli oranda suyun bulunması istenir. Çünkü su bitkilerin önemli bir yapı maddesini oluşturduğu gibi besin maddelerinin bitkiler tarafından alınmaları da toprak suyu aracılığıyla olur.
TORF (TURBA) : Bataklık ve benzeri su altındaki arazilerde yetişen bitkilerin kısmen parçalanmış ve birikmesiyle oluşmuş organik maddelere denir. Turba birçok çağdaş tohum, çelik ve saksı harçlarının vazgeçilmez bir malzemesi olup; tınsız kompostların çoğunun temelini oluşturur. Tek başına da harç olarak kullanılabilmekle birlikte, daha çok başka materyallerle çeşitli oranlarda karıştırılarak kullanılmaktadır. Açık kahverengi veya sarımsı kahverengi lifli tipler yosun, kamış yada saz kalıntılarından oluşmuşlardır. Turba topraklarının hacim ağırlıkları düşük, su tutma kapasiteleri yüksektir Küçük parçalar tümüyle kumlu topraklar dışında diğer bütün topraklar için uygundur. Turba doğal durumda azot dışında belli başlı besin maddelerinden yoksundur. Turbaların oluştuğu bataklıklarda çok çeşitli bitkiler yetişmekte ve turbalar bu belli başlı bitki türlerine göre sınıflandırılmalıdır.

 İÇ MEKAN SÜS BİTKİLERİNİN BAKIM ÖNLEMLERİ •
 Saksı Değiştirme •
Su ve Sulama •
 Gübre ve Gübreleme •
 Budama •
Temizleme •
 Havalandırma •
 Destek sağlama
 SAKSI DEĞİŞTİRME
Saksı değiştirme işlemi,
Saksı değiştirmeyi gerektiren  bitkinin toprak kısmı ile birlikte köklerinin de gelişmesi ve saksının zamanla yetersiz duruma gelmesidir. Salon bitkiniz için saksı seçerken toprağı ve suyu muhafaza edecek, temiz ve iyi bir drenaj sistemine sahip olduğundan emin olun. Bitkinizi dikmeden önce kimyasal maddelerden ve olası zararlılardan arındırmak için bulaşık deterjanı veya çamaşır suyu ile yıkadıktan sonra bol su ile durulayabilirsiniz.
Yani saksı bitkilerinde büyümeyle birlikte, saksı değişimi yapılmaktadır. bitkiler kısmen renklerini yitirir ve daha az aktif olurlarsa büyük bir olasılıkla saksı değiştirme gereklidir.  Çoğu iç mekan bitkileri, özellikle yaprakları için yetiştirilen bitkiler, aynı saksıda bir yıl veya 18 ay tutulabilir
. Çok genel bir kural olarak, saksı değiştirme işleminin hızlı gelişen genç bitkilerde her yıl, yaşlı bitkilerde ise birkaç yılda yapılması gerektiği söylenebilir. Saksı değiştirme için en uygun zaman, yine bitkiden bitkiye değişmekle birlikte, ilkbaharda yeni gelişmenin başlangıcındadır. Saksı değiştirme sırasında genel bir kural, yeni saksının eskisine oranla bir boy daha büyük tutulmasıdır.

Saksısı değişecek bitki akşamdan sulanır. Değişecek saksıdaki bitki, işaret ve orta parmak arasına alınarak ters çevrilir. tabanına vurularak itilir. Bitki topraklı olarak saksıdan çıkarılıp, altına taş ve toprak konulmuş yeni saksıya yerleştirilir. Yerleştirilmeden önce bitki etrafındaki toprak tan çıkan kökler kesilir. Dikimden sonra etrafına ve toprak ilavesi yapılır. Sulamayla birlikte birlikte birkaç gün nemli ortamlarda tutulmalıdır. Saksı değişmeden şu özelliği göz önünde tutmak gerekir; saksı değil, bitki kendini göstermelidir. Örneğin, büyük bir saksıya küçücük bir süs bitkisi dikilirse süs bitkisinin kaybolduğunu görürüz.
SULAMA:. Sulama suları normal ısı derecesinde, dinlendirilmiş ve havadar olmalıdır. Soğuk, havasız, tuzlu ve kireçli sular sulama suyu olarak önerilmez. Sular, yağmur, kuyu, kaynak ve durgun sular diye adlandırılırlar. Yağmur suları ve akarsular tercih edilenleridir. Sulamayı etkileyen en önemli etmenlerden biri bitki çeşididir.  Bitkiler etkin gelişme dönemlerinde dinlenme dönemine göre suya daha çok gereksinme duyarlar. Ancak bitki goncaya kaktığında suyunu biraz azaltmalıdır. Eğer kökler toprak içerisinde fazlaca yayılıp tüm saksıyı doldurmuş ise, su bitki tarafından kolayca alınır ve topraktaki nem kısa sürede kaybolur. Bu durumda bitkileri sık sulamak gerekir. Su tutma kapasitesi düşük olan kumlu topraklarda yetiştirilen bitkileri, humusça zengin tınlı topraklardakine oranla daha sık sulamak gerekir. Sulama süresi ve miktarı bitki türüne göre değişir. Genel olarak su miktarının, saksı altından çıkmayacak ölçüde olması önerilir. Her sulamada fazla miktar su verilip, saksı altından çıkması, toprağın devamlı yıkanması ve besin maddelerinin süzülüp gitmesi demektir. Sulama yalnız topraktan değil, ara sıra yapraklara su püskürtmek suretiyle de olur. Kilden yapılmış saksılar gözenekli olup, suyu toprak yüzeyi yanında saksı kenarındaki gözeneklerden de kaybederler. Bu nedenle bu tip saksılardaki topraklar plastik vb saksılara göre daha çabuk kurudukları için daha sık sulanmaları gerekir. Bazı bitkiler için belirli iklim koşullarında haftada 2-3 kez sulamak yeterlidir. Su bitkiler için son derece önemlidir, ama aşırı sulamada hiç su vermemek kadar tehlikelidir. Önemli olan nokta bitkileri her gün gözlemek ve her akla geldiği zaman değil, suya gereksinim gösterince sulamaktır
. İyi bir yetiştirici gözle izlemek veya dokunmak suretiyle bitkinin suya gereksinim duyup duymadığını anlayabilir. Eğer bitkide solma belirtileri varsa, büyük bir olasılıkla susuz demektir. Sulama yaparken su birden verilmemeli, yavaş yavaş ve saksı toprağını oymayacak şekilde verilmelidir. Kural olarak bitkilerin günün sıcak saatlerinde sulanmaması gerekir. Gelişme dönemi olan ilkbahar ve özellikle yaz aylarında akşamüzeri sulama yapılması uygundur.
GÜBRE VE GÜBRELEME Tüm kültür bitkileri gibi iç mekanlarda yetiştirilen süs bitkileri de, normal ve sağlıklı bir gelişim için yeterli ve dengeli bir beslenmeye gereksinim duyarlar.

  Toprakların özelliklerini düzeltmek, bitkisel üretimi nitelik ve nicelik yönünden artırmak amacıyla toprağa verilen her türlü organik ve inorganik kökenli maddelere “gübre”, bu maddelerin toprağa verilme işlemine de “gübreleme” adı verilir.
Gübreler topraktan verilebildiği gibi yapraktan da verilebilir
. İç mekan süs bitkilerinde; •
 Kullanılacak gübreler hafif asit özellikte olmalıdır. •
 Gübrelemeden önce saksı toprağı iyice sulanmalıdır.
• Gübreleme kesinlikle doğrudan güneş ışığı altında yapılmamalı, gübrelerin akşama doğru gübrelenmesi tercih edilmelidir.
• Yaprakları alaca renkli olan bitkilere az gübre verilmelidir. Aksi halde yaprakların yeşil renk aldığı görülür.
• Yalnız yaprakları için yetiştirilen sürekli yeşil otsu bitkilerin, genellikle kış sonundan sonbahar başlangıcına değin gübrelenmelerine karşın, çiçekleri için yetiştirilen bitkiler esas gelişme döneminde, tomurcuk ve çiçek oluşumu sırasında, yapraklarını döken süs bitkiler ise bir miktar yapraklandıktan sonra gübrelenirler. Saksı bitkilerinde, saksı toprağı hazırlanırken bir miktar çiftlik gübresi verilir.
 BUDAMA
 Süs bitkilerinde, gençleştirme ve şekil verme amacıyla yapılan bir işlemdir. Gövdeleri odunsu yapıda ve fazla boylanma özeliğinde olan iç mekan süs bitkilerini bodurlaştırmak ve alt kısımlardan başlayarak dallanmalarını sağlamak için budamak gereklidir.

Ağaç ve ağaçcıklarda budama, ilkbahar öncesi gözler uyanmadan yapılmalıdır. Büyüme döneminde daha hızlı gelişen üst sürgünleri zayıflatmak için, yumuşak tepe sürgünleri alma ile yan dallarının daha iyi gelişmesi ve daha bol çiçeklenmesi sağlanır. Bazı bitkilerde iki çiçek arandığından yan tomurcukların koparılması ile uç tomurcuklar daha güçlü büyür ve daha iri, güzel çiçekler elde edilir. 

GÜL BAKIMI VE YETİŞTİRİCİLİK

      BAZI GÜLLERİN BAKIMLARI
 ÇİT GÜLLERİ
Salkımlı çiçekleriyle yukarıdaki türden ayırt edilir.bir sap üzerinde birden çok küçük veya orta boylu çiçek bulunur. Bu özellik çok dekoratif bir bitki olmalarını sağlar. Size bir yastıkta tek tür kullanmanızı tavsiye ederiz. Böylelikle güzel bir GÖRÜNTÜ yakalarsınız. Yıl boyu çiçeklenirler, bol bol ve rustik çiçek açarlar..
BÜYÜK ÇİÇEKLİ TIRMANICI GÜLLER Tırmanıcı güllerde sürekli çiçek açarlar, yalnız genelde DİKİMDEN sonra 2. yıla kadar çiçek açmazlar. Çiçekleri çit güllerinin çiçeklerine benzer. Dayanıklıdırlar, bol çiçek açarlar ve geniş alanlara yayılırlar.
. KÜÇÜK ÇİÇEKLİ TIRMANICI GÜLLER Aşırı derecede dayanıklıdırlar ve geniş alanlara yayılırlar. Çiçeklerinin salkım halinde olmasından ve bol olmasından dolayı göz kamaştırıcı bir görünüm arz ederler. Sürekli çiçek açarlar.
 PEYZAJ GÜLLERİ Boyları varyetelerine göre değişmekle birlikte sürekli çiçek açarlar, çok dayanıklıdırlar, sadedirler ve bol çiçeklenme yaparlar. YAPISINA göre geniş, orta ve küçük çiçekli olabilirler. Geniş alanları kapatmakta, çit bitkisi olarak ve bir alanı ayırmak için kullanılabilirler
 BASTON GÜLLER Dikenli bir bastonsu gövde üzerinde büyük tek çiçekli ve salkım çiçekli olabilirler. boy : 100 cm.
 MİNYATÜR GÜLLER Küçük sade ve sürekli olan çiçekleriyle birlikte dişli ve hoş olan yaprakları güzel bir görünüm arz eder. Zarif tomurcukları buğday tanesi büyüklüğündedir. boy : 25 - 35 cm.

 TOPRAK HAZIRLIĞI Bu güllerin büyütülmesi kolaydır. Toprak hazırlığını 2 veya 3 hafta önceden yapmak bitki için fayda sağlar. Topraktaki yabani ot, taş ve benzeri molozları uzaklaştırın. Gübreyi toprağın yüzeyine yaydıktan sonra toprağı belleyerek gübreyi derinler yedirin.

 GÜBRE SEÇİMİ Mineral gübreler : gübreleri karışım halinde kullanmalısınız.

 Organik gübreler : kurutulmuş veya granül halinde hayvani gübre, kompost, yosun, torf..... bunların hiçbiri NPK MİNERALLERİNİ dengeli bir şekilde içermez. Bu yüzden bu gübreleri tek başına kullanmamak gerekir. Bunları mineral gübreler ile birlikte tamamlayıcı olarak kullanmak gerekir. FAZLA GÜBRE güllerin kökünün yanmasına sebep olabilir. SONBAHARDA YANMIŞ AHIR GÜBRESİ VE KİMYASAL OLARAKTA AZOT İÇERMEYEN
İLBAHARDA İSE KİMYASAL YANİ SUNİİ  GÜBRELER OLABİLİR .İLBAHARDA  KİMYASAL GÜBRELER AZOT İÇERİĞİ YÜKSEK GÜBRELER KULLANILABİLİR.
TOPRAK TÜRÜNÜ İYİLEŞTİRME Bazı durumlarda toprağı iyileştirmek için bellendiğinde toprağa homojen şekilde karışabilen düzenleyiciler kullanmak gerekir.
TOPRAĞIN BELLENMESİ Ekmeden önce toprağı 40, 50 cm derinliğinde belleyin. Bellemeyi yaparken yüzeye atılmış gübrelerin toprakla iyice karımasını sağlayın.

Sert soğuklar olmaması şartıyla, ekim ortası ile mayıs başı arasında ekilebilir.
 GÜLLER NASIL YERLERE DİKİLEBİLİR ? Güllerinizi güneşli ve havadar yerlere ekin.
. GÜLLER ARASINDAKİ DİKİM ARALIĞI Fidanlarınızı diktiğiniz zaman ne kadar gelişeceklerini tahmin etmek zordur. GEZİNME ŞEKLİMİZE VE GÜLÜN BÜYÜME ŞEKLİNE GÖRE DİKİM ARALIĞINI AYARLAMALIYIZ.

GÜLLER NASIL DİKİLİR?
Güller herzaman ekilmeye hazırdır. Bununla birlikte kök uçları ve dalların budanmış olması gerekir

 BASTON VE SÜRÜNÜCÜ GÜLLERİN DİKİMİ Baston gülün aşı noktasına gelecek boyda bir herek hazırlayın. Bu hereği dikimden önce çukurun içine saplayın. Böylelikle köklere zarar vermemiş olursunuz. Baston gülün gövdesini soğuktan korumak için hasır türü koruyucu bir malzeme ile sarın. Bu şekilde soğıga karşı bitkiyi naylonla sararak soğuğa karşı korumuş oluruz.
 TIRMANICI GÜLLERİN DİKİMİ Duvar dibine dikim yapacağınız zaman duvarın kenarından 40cm uzakta duvara doğru açılı bir şekilde uygulama yapın. Hava güneşli ve rüzgarlıysa dikim yapacağınız tırmanıcı gülleri nemli bir gazeteye sarılı bir şekilde dkim alanına getirin ve muhafaza edin.

SAKSILAR İÇİN GÜLLER Drenajı iyi yapılmış deriniği 30 ile 50 cm arasında olan saksılara dikim yapınız.toprak dikimesnasında kuru olmalıdır.sulama sonrası toprağa bastırmıyoruz.

NE ZAMAN ÇİÇEKLENİRLER? Çalı güller dikildikleri ilk sene çiçeklenmeye başlarlar, tırmanıcı güllerin çiçeklenmesi dikimden bir sene sonra olur.  Bitkiler Mart ve nisan ayına kadar
Boğaz doldurma yapılır.aşı yeri donmasın.daha sonra hava ısınınca toprak düzeltilir.
DÜZENLİ BAKIM Güllerde verimliliği arttırmak için gübreleme olayına önem vermelisiniz. Bu gübrelemeyi budama sonrası ve temmuz ayında olmak üzere iki defa yapabilirsiniz. Gülün etrafını çapalayın ve etrafındaki yabani otları uzaklaştırın. akşam sulaması yapın. Aşılama sonrası oluşmuş yabani dalları uzaklaştırın. Bunlar genelde kökün hemen üstünde aşı gözününde altındadır. Gülün yeni uzayan sürgünlerinin uçlarını budayarak ve eski yıpranmış dalları uzaklaştırarak çiçeklenmeyi arttırabilirsiniz.


SÜS BİTKİLERİ

                    süs bitkileri:
BAKIM ŞARTLARI VE ÜRETİM ŞEKİLLERİ İLE SÜS BİTKİLERİ İÇ MEKAN VE DIŞ MEKAN BİTKİLERİ OLMAK ÜZERE 2 YE AYRILIR. ŞU AN DAHA ÇOK DIŞ MEKAN BİTKİLERİNİ ANLAMAYA ÇALIŞACAĞIZ.
Süs bitkileri üretiminde temel üretim şekli vejetatif üretimdir.
A: Vejetatif üretme,
B:çelik,
C:kök sürgünü,
D:yaprak,
 E:yumru ve rizom gibi vejetatif bitki kısımlarından alınma parçalarla yapılan üretme şeklidir.

Bazı bitki türlerinde de çimlenme engeli yüzünden tohum çimlenmesi bir iki yıl sürebilir. Bunlara bir süre çimlenme engelini giderici işlemler uygulamak gerekli olabilir. Bu durumda bunlar, bir tür çelikle çok daha kolay üretilebilir. Bu çeşit vejetatif yollarla üretilen yeni bitkiler, bu bitki kısmının alındığı ana bitkiye kalıtsal nitelikleriyle tıpatıp benzer bitkilerdir.
     
Vejetatif Üretme
 Temel Üretme Metodunu İçermektedir: • Çelikle Üretme •
 Aşı ile Üretme
 Daldırma ile Üretme
 Diğer Vejetatif Üretme Yolları


FİDAN YER
 Fidanlık sahasının
büyüklüğü
yıllık fidan ihtiyacı,
fidan yaşı,
fidanların şaşırtılıp şaşırtılmayacağına bağlı ise de fidanlık tipiyle de ilgilidir.
Fidan yeri yetiştirilmesi istenen türlerin doğal yetişme ortamı isteklerine uygun bir yer olmalıdır.
 Fidan yerinin geçmişi hastalık ve haşarat yönünden iyi bilinmelidir.
 Fidan arazisinin çevresinde herhangi bir çevre kirleticisinin olmaması gerekir. Düz sahalar makineli çalışmalara olanak sağlar ve sahada daha eşit sulama yapılabilir.
Alanın iklim bakımından ılıman, vejetasyon periyodu uzun, yağışları arzulanan miktar ve dağılımda olan sıcaklık düzensizlikleri, kuvvetli don etkileri olmayan, yüksek hava rutubeti aşırıya kaçmayan bir yer olması fidan yetiştirmenin en önemli klimatik koşullarını oluşturur.
 Toprak ve su koşulları Fidan toprak derinliğinin 50-80 cm olması idealdir. Fidan için toprağın hafif olması idealdir.
 Ağır killi topraklar fazla su tuttuğundan soğuk olur ve güç ısınır. Toprak yüzeyinden itibaren 50 cm derinliğine kadar olan kısımda taş ve çakıl bulunmamalıdır.
 Taban suyu yüksekliği de fidan seçiminde önemlidir. Taban suyunu fazla miktarda tuz içermesinin de büyük sakıncaları vardır. Yakınında ve içinde yeterli, ucuz ve istenen özelliklerde su bulunan fidanlıklar tercih edilmelidir.
Fidan su kaynakları nehir, çay, dere olmak üzere her türlü akarsular, kuyular gibi her türlü su kaynağı olabilir.  yalnız verim ve kalite düşüklüğü değil giderlerin yüksekliği de işletmenin verimli çalışmasına olanak vermez.
Güneşlenmenin az olduğu soğuk ve kuzey yörelerde doğu batı doğrultusu daha büyük önem taşırken güneş ışınlarının fazla olduğu güney ve sıcak yörelerde kuzey güney doğrultusu tercih edilmelidir.
    FİDANLARDA  BAKIM ŞARTLARI
 Ot Mücadelesi Ve Çapa Yabani otlar fidanların besinlerine ve su alımlarına ortak olup, daha büyüdüklerinde de küçük fidanları ışıksız bırakarak boğulmalarına neden olurlar. Bazı fidanlar bu ot rekabetine yenik düşerler, bazıları da gelişme ve kaliteleri açısından büyük kayba uğrarlar. Ekim parsellerinde ot alma, ekilen tohumlar çimlendikten hemen sonra elle ve dikkatle yapılmalıdır.  ot almada el aletleri yanında daha çok makine ve ekipmanlar kullanılır. Bir yılda 4-5 generasyon üreyen, gelişen yabancı ot tohumları vardır. Bu itibarla ot kontrolünün bütün yıl yapılması gerekir
. Kimyasal ilaçlama
Makine ile budama
Tohum ekilmiş tarlalar
Tohum ekimi için zemin hazırlama, Ekilmiş tohumların sulanması
Bakımlı alan                                               
Traktör ile çapalama
Sulama
 Sulama, çeşitli fiziksel ve kimyasal işlemlerle suyun besin maddelerini eriterek bitkinin bünyesine alınabilirliğini sağlaması ve bu besin maddelerini dokulara, taşıması suretiyle bitki beslenmesinde önemli rol oynar.
 Küçük kaplı fidanlarda üstten yağmurlama ile sulama en yaygındır.
saksılı fidanların su ihtiyaçları; türe, saksının büyüklüğüne,  depolama kapasitesine, içindeki ortama, iklim koşullarına ve sulama sistemine göre değişir.

        SÜS BİTKİLERİNDE BUDAMA
Budama Gövde dal budamaları daha ziyade yapraklı fidanlar için bahis konusudur. Fazla kıvrık dallar, çatallaşmış tepeler budanmak suretiyle alınır. Bir tek asli gövde kalacağına göre diğerlerinin zamanında ve usulüne uygun olarak alınması gerekir.
Budamada, şaşırtmanın 1.yılından itibaren başlanır. Her vejetasyon mevsiminde, fidanın durumuna göre bir veya daha fazla tekrarlanır. Budamanın şiddetli yapılması büyümeyi İYİ yönde etkiler. Budama keskin budama makası ile yapılır.
Çatallaşmış tepelerde istikbal vadedenin dışındakiler ile kalınlaşmış yan dallar ilk olarak alınır.
 Kök kesimi tatbik edilen fidanlarda kuvvetli bir kök sistemi teşekkül etmektedir. Bu fidanlar gerek fidanlıktaki repikaj sahalarında gerekse ağaçlandırma sahalarında daha iyi tutmakta ve gelişmeleri de daha fazla olmaktadır. Gerektiğinde fidanlarda yan kök kesimi de uygulanarak yan kök teşekkülü aşırı olan türlerle bu mahzurda ortadan kaldırılabilir. Kök kesimine tabi tutulacak fidanların yaşı, iğne yapraklı ve yapraklı türlerde farklılık gösterir. Genel olarak ibreli fidanlarda, bu işlemin uygulanacağı fidanların kökleri gelişmiş ve bıçak darbesi karşısında kıvrılmayacak bir durumda olmalıdır. esimi yapılmalıdır. Ancak, burada dikkat edilecek husus, fidan boylarını kök kesme bıçağının üst çerçevesini aşmamasıdır.
 fidanların 30-40 cm kadar boy aldığı devrede bu işlem uygulanmalıdır. Aksi halde bıçağın, üst çerçevesine fazlasıyla mukavemet edecek olan fidanlar zarar görebilir.

        Alınacak tedbirler şunlardır:
a-Toprağın kil oranı yükseldikçe bu hastalık arttığından fidanlıklarda kil oranını düşürücü tedbirler alınmalıdır.
 b- Bu hastalığın çok etkin olduğu fidanlıklarda ekim sıklığı mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır
- Ekimleri sıcak mevsimde(zamanda) yapmaktan kaçınmalıdır.
C:Tohum ekimleri ilkbaharda mümkün olduğunca erken yapılmalıdır. Bu mantarın optimum üremesi + 24 ºC’de olmaktadır.
d- Tohum gerektiğinden daha fazla derine ekilmemelidir.
 e- Ekim sonrası örtü materyali olarak ağır yapıda materyal kullanmaktan kaçınılmalı, organik maddece zengin, gevşek yapıda materyal kullanılmalıdır.
f- Normalden fazla gübre kullanılmamalıdır

Gübreleme Besin maddeleri kaybını önlemek üzere zaman zaman bir düzen içerisinde fidanlık topraklarının gübrelenmesi gerekir. Yeterli besin maddeleri verilen topraklarda yetişen fidanlar daha iyi tutar, daha iyi gelişir. Bu nedenle fidanlıklarda gübreleme önem taşır.
. Genel ve ortalama olarak  dekar alana 2-3 ton ahır gübresi verilmesi önerilir. Gübrenin verilmesini takiben derhal tırmık veya tarakla karıştırılması icap eder. Kompostunda birim sahada kulanım miktarı; toprak türüne, tekstürüne ve toprağın besin gereksinimine göre büyük ölçüde değişir. Ancak kabaca bir dekarlık sahaya 10-15 m3 kompost verilmesi önerilir. Kompostun yine ahır gübresinde olduğu gibi toprağa bir tırmıkla gömülmesi, fakat bu gömülmenin 5 cm yi geçmeyecek şekilde oldukça sığ olması istenir.


15 Aralık 2016 Perşembe

ağaç budama şirketleri

AĞAÇ BUDAMA ŞEKİLLERİ
3 ŞEKİLDE BUDAMA YAPILIR.
1:ŞEKİL BUDAMASI:AĞACIN MEYVESİNE,ÇEŞİDİNE BAĞLI OLARAK  YAPILAN BUDAMA ŞEKLİDİR.
2:ÜRÜN BUDAMASI:AĞAÇTAKİ MEYVE TUTUMUNU,KALİTESİNİ V.B.G NEDENLERLE YAPILAN BUDAMADIR.AMA HER AĞACIN ÜRÜN BUDAMASI AYNI DEĞİLDİR.ÖRNEĞİN AYVADA ÜRÜN DALARIN UCUNDA OLUŞUR.DİKKAT ETMEK LAZIM.

3:GENÇLEŞTİRME BUDAMASI:YAŞLI AĞAÇLARDAKİ BAZI DAHA AZ MEYVE VERMEYE BAŞLAMIŞ YADA HİÇ ÜRÜN VERMEYEN DALLARINI UZAKLAŞTIRIP YERLERİNE YENİ DALLARIN GELİŞİMİNİ SAĞLAMA İŞLEMİDİR.BU İŞLEM BİRDEN DEĞİLDE  YILLARA YAYARAK YAPMAK DAHA DOĞRU OLUR.BAZI KİŞİLER BÜTÜN DALLARI KESİP AĞAÇI KUŞA ÇEVİRMEKTEDİRLER.AĞAÇLAR ÇOĞUNLUKLA KURUR.SENEYE DAL VERİRSE DİKİNE GİDEN DAL MİKTARI ARTAR.

doğru budama için 0-553-225-24-37   ziraat mühendisi ali bey

leonardit ve hümik asit


LEONARDİT:
Leonardit in bitki üretimindeki etkileri;
Bitki köklerinin solunum ve oluşumunu hızlandırırlar,
Bitkilerin vejetatif organlarının ve köklerinin büyümesini uyarır,
Bitki hücre zarlarının geçirgenliğini artırarak, bitki beslenmesini yükseltir,
Bitkinin yasam isteğini artırır,
Bitkinin yasama isteği ve tohumun çimlenme gücünü artırır,
Bitki kök sistemi ve hücre çoğalmasını uyararak bitkinin dengeli büyümesini sağlar.

Toprağın özelliklerini geliştirir,
demirin bitki tarafından alınabilirliğini sağlar,
Bitki gelişimi için gerekli olan organik ve mineral maddelerin her ikisini de zenginleştirir,
Bitkilerin ihtiyacı olan kimyasal gübrelerin, kök bölgesinde toprak suyunda tutulmasını sağlar,
Toprak tuzluluğunun azalmasına yardımcı olur.


HÜMİK ASİT

Topraktaki organik maddelerin ana içeriği humustur. Hümik asit ise humusun en aktif maddesidir. Günümüzde artan kimyasal gübre kullanımı humusun hızla tükenmesine neden olmuştur. Oysaki humus gübrelerin alınımını kolaylaştıran bir maddedir. Bu sorunun çözümü için son yıllarda hümik madde (hümik asit ve fulvik asit) uygulamaları yapılmaya başlanmıştır.  
Toprak organik maddesi; canlı, cansız yada çürümüş (dekompoze) olan tüm organik maddeleri içeren bir terimdir. Tamamen çürümüş organik yapılar HUMUS olarak adlandırılır.
 Hümik Maddelerin Özellikleri 
Adı geçen terimleri kısaca tanımlamak gerekirse; 
Humus: Toprağın % 55-60 INI  oluşturan temel maddesidir. Tamamen çürümüş organik maddelerden oluşur. Toprak verimliliğinde önemli rol oynar. 
.  
Fülvik asitler: Tüm pH koşulları altında suda çözünür formda olan hümik maddelerin bir bölümüdür. Fülvik asitlerin renkleri açık sarı -sarı kahverengidir. 
Hümik Asitler: Hümik asitler topraktan elde edilen ana bileşiklerdir. Koyu kahve-siyah renklidirler. Doğal olarak oluşan hümik asit moleküllerine bağlı 60 ‘ı aşan farklı iz element çeşitli canlı organizmaların kullanımına hazır olarak bulunmaktadır. 
Hümik Asit ve Fulvik Asit Kaynakları Nelerdir? 
Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi hümik ve fülvik asitler çeşitli kaynaklardan elde edilebilir
hümifikasyon süreci sonunda oluşan linyit kömürünün okside olmuş formudur. Yüksek katyon değişim kapasitesine sahiptir. Leonardit kaynaklı hümik asitler uzun süre etki gösterirler. Azot gibi besin maddeleri ile rekabete girmezler. Organik tarımda da güvenle kullanılmaktadır.
Aşağıda incelendiğinde hümik ve fülvik asit kaynağı olarak leonarditin en fazla içeriğe ve değere sahip olduğu görülmektedir.


Hümik Asit ve Fülvik Asit Arasındaki Farklar Nelerdir?
bitki kalıntıları çürüdükleri zaman fülvik ve hümik asitlerin her ikisi de oluşurtopraktaki mikro organizmalar için yaralıdırlar. Fülvik asit hümik aside göre daha küçük bir moleküler yapıya sahiptir. Bunun sonucu olarak kalıcılığı daha azdır ve daha kolay parçalanır. Ancak yaprak uygulamalarında bitkiye giriş hızı daha yüksektir. Hümik asit ise toprakta uzun süre kalır ve zaman içerisinde yavaş parçalanır. Genel olarak toprak organik madde miktarını arttırmada uzun süreli etkilerinden dolayı hümik asitlerden faydalanılır.
Hümik Maddelerin Kumlu Topraklarda Nasıl Bir Faydası Vardır?
Kumlu toprakların aralıklı bir yapısı vardır. Bu tip topraklarda besinler aşağı doğru kolayca ilerler ve üretici için ekonomik kayıplara neden olur.
Organik maddeler yani humatlar toprağın besin maddelerini tutmasını ve bitkinin bunlardan daha rahat faydalanmasını sağlar. Hümik maddelerin etrafı negatif yüklüdür ve uygulanan gübrelerdeki besin maddelerini ve aynı zamanda suyun tutulmasını sağlarlar.
Hümik Maddelerin Katyon Değişim Kapasitesi İle Besin Maddelerini Tutması
Hümik Maddelerin Killi Topraklarda Nasıl Bir Faydası Vardır?
Killi topraklar sıkı, su geçirmeyen ve ağır bir yapıya sahiptir. Bu tipteki topraklar soğuk ve nemli hava koşullarında suyu tutar, sıcak havalarda ise büzülür ve küçülürler. Her iki koşulda bitki gelişimi için uygun değildir.

Toprak kurumaya başladığı zaman su molekülleri kil parçalarının arasından uzaklaşır. Suyun bu hareketi kil parçalarının bir birlerine çok yaklaşmasına, hacimlerinin küçülmesine ve yüzeyde çatlamalara neden olur. Yüzeyde görülen çatlamalar organik madde eksikliği olan killi toprakların ortak özelliğidir.
Bu tip topraklara hümik madde eklenmesi toprak yapısını iyileştirmektedir. Hümik asit kil parçalarının arasına girerek kuru ve sıcak havalarda sıkı bir şekilde birleşmelerini ve yapışmalarını engellemektedirler. Büyük hümik asit molekülleri kil parçalarını ayrı ayrı tutabilmekte ve bunun sonucunda su ve besin maddeleri kolaylıkla bu alanlara yerleşebilmektedir. Şekil 4’da hümik maddelerin killi toprakların yapısını nasıl iyileştirdiği ve gevşettiği görülmektedir.
Hümik Asitlerin Diğer Faydaları Nelerdir?
Humik asitlerin yararları fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak üç grupta toplanır.
1-) Fiziksel Yararları :
a) Toprağın yapısını düzeltir.
b) Toprağın havalanma özelliğini arttırır. Köklerin daha iyi havalanmasını sağlar
c) Toprağın su tutma kapasitesini arttırır. ( Kendi ağırlığının 20 katı fazla ağırlıktaki suyu tutabilme yeteneği vardır. )
d) Toprağın rengini koyulaştırarak daha fazla güneş enerjisinin emilmesini sağlar.
2) Kimyasal Yararları :
a) Asidik ve bazik özelliklerdeki toprakları nötralize eder. Fazla tuzluluğu ve fazla kireçliliği gidererek toprağın pH' sını düzenler.
b) Suda çözünebilir inorganik gübreleri kök bölgesinde depolar ve bitkinin ihtiyacı oldukça bunları serbest bırakır.
c)Toprağın katyon değişim kapasitesini en yüksek seviyeye çıkartır.
d) Hümik asit kimyasal olarak aktif bir karaktere sahiptir ve topraktaki çeşitli metaller, mineraller ve organikler ile çözünebilir veya çözünemez kompleksler oluşturma yeteneği vardır. Bu özelliği bitkinin besinleri kolay ve sürekli almasını sağlar. Demir noksanlığını gidermeye yardımcı olur.
e) Şelatlama özelliğine sahiptir.
f) Topraktaki kireç içerisindeki karbondioksiti serbest duruma getirir. Bu serbest karbondioksitin fotosentezde kullanılması imkanını hazırlar.
g) Topraktaki azot, fosfor, potasyum, demir, çinko ve iz elementler gibi gerekli besinlerin bitki tarafından alınabilmesini en yüksek düzeye çıkartır.
h) Bitki gelişimi için gerekli olan mineraller (iz mineraller de dahil) ve organik maddelerce zengindir. Ayrıca, doğal karbon içermesinden dolayı bitkinin gelişiminde kullanılabileceği oldukça fazla miktarda enerji de ihtiva eder kaloriye kadar
ı) Hümik asit biyokimyasal özelliği ile toprağın zararlı, kirletici ve zehirli maddelerden temizlenmesini sağlar. Toprakta mevcut olan kurşun, cıva, kadmiyum ve diğer zararlı ve radyoaktif elementlerin, endüstriyel atıkların, zehirlerin ve çevre için zararlı kimyasal maddelerin (ilaçlamadan gelenler de dahil) çözünebilir durumdan çözünemez duruma geçmelerini sağlar. Böylece, bunların bitki tarafından emilmelerini önler. Bunların zamanla dibe çökmesi sonucu toprak temizlenir.
3) Biyolojik Yararları :
a) Hücre bölünmesini hızlandırır. Dolayısıyla, bitkinin büyümesi ve gelişmesi de hızlanır.
b) Kök oluşumunu ve gelişimini hızlandırır. Kökleri kuvvetlendirir. Saçak kök oluşumunu teşvik eder.
c) Tohumda çimlenmeyi hızlandırır. Bitkinin hayatta kalabilme yeteneğini arttırır. idelerin daha hızlı ve kuvvetli büyümelerini sağlar.
d) Bitkide hücre enerjisinin fazlalaşmasını sağlar.
e) Bitki metabolizmasını düzenleyerek azot bileşenlerinin birikmesini önler.
f) Yararlı toprak mikroorganizmalarının gelişmeleri ve çoğalmaları üzerinde uyarıcı etki yapar. Bunların topraktaki miktarını ve aktivitelerini arttırır.
g) Bitkinin soğuğa, sıcağa ve fiziksel etkilere karşı dayanıklılığını arttırır.
h) Meyvelerde (üründe) KABUK kalınlığının artmasını sağlar. Böylece, ürünün depolanma süresi ve raf ömrü uzar.