AĞAÇ BUDAMA ANKARA

22 Aralık 2016 Perşembe

21 Aralık 2016 Çarşamba

TARIMSAL DRENAJ VE TABAN SUYU SEVİYESİ

Drenaj ve taban suyu seviyesi sorunu.aşırı suyu bünyesinde bulunduran bahçelerde bitki gelişimi durur.kurumalar artar.bu gibi durumlara bu suyu bünyeden uzaklaştırmalıyız.bu işleme drenaj diyoruz.yani toprakta suyun akışı sağlanır.eğer su birikir toprak altı su seviyesi yükselirse taban suyu  seviyesi yükseldi diyoruz.
Drenaj sıkıntıları kısaca:
Ekim ve hasat zamanlarının gecikmesi ve tarım makinalarının yüzeyde derin izler bırakması
Toprak içerisinde yeterli hava sağlanmadığından verim azalması görünmesi
Tarım alanınında uzun süre su göllenmesi
 Yüzeyde tuz lekelerinin görünmesi
Yaprak yanması,
kök çürüklüğü
Fazlaca sivrisinek üremesi
 yabancı otların gelişmesi
toprakların işlenmeleri daha zordur.
drenajın Yararları
Toprak içindeki havanın gerek bitki köklerinin solunumu, gerekse yeterli hava koşullarında yaşayabilen bakterilerin faaliyetleri bakımından çok önemlidir
Toprak-su-hava oranını düzelterek, topraktaki bakterilerin ve mikroorganizmaların faaliyetini artırır. Diğer arazilere göre toprak ısısı 5,5 0C daha sıcaktır.kök gelişimi hızlanır.
Daha bol ve kaliteli ürün elde edilir.

Toprağın yapısı düzeleceğinden toprağın işlenmesi kolaylaşır ve çeki gücü gereksinimi azalır.

Toprakta tuz birikimi önlenmiş olur.

 

 

 Hangi tip drenajın kurulacağı

Drenaj fazla sulardan ileri gelir. Fazla suların kaynağı yağış, sulama suyu ve sızma olabilir. Bir yerde drenaj sorununu çözmek için önce fazla suyun kaynağının belirlenmesi gereklidir.

Çünkü ,  fazla suyun kaynağı drenaj sisteminin tipini belirlemede en önemli etkendir.
Eğer bir alanda fazla su varsa, taban suyu seviyesi yükselir.
 Taban suyu düzeyi fazla suyun kaynağına bağlı olarak mevsimlere göre değişir. Eğer fazla suyun kaynağı yağışlar ise taban suyu düzeyi doğal olarak yağışlı dönemlerde yükselir.
 Fazla suyun kaynağı sulama suyu ise bu durumda taban suyu  bitki yetişme döneminde yükselir.
 Drenaj Sistem veya Yöntem Seçimi
Bitkileri ve toprağı aşırı suyun zararlarından korumak ve uygun bir gelişme ortamı sağlamak için bitki kök bölgesinden fazla suyu drene etmede başlıca üç drenaj yöntemi vardır.
1:Bunlar yüzey drenaj,
2:kuyu drenaj ve
3:toprak altı drenajdır.

 Bir bölgede veya alanda bu yöntemlerden hangisinin uygulanması gerektiğine ilişkin uygun bir yöntem seçimi, ölçülebilir çevresel özellikler ve kurumsal koşullara bağlı olarak değişir.

Yağış, yağışlı bölgelerde taban suyu fazla yağışlardan beslenir. Yağışlar kar veya yağmur şeklinde olabilir.
Ancak yağışların çok büyük bir bölümü yağmur şeklindedir. Yağışların toplam miktarları kadar şiddeti de önem taşır. Yağışların miktar ve şiddetleri ve yersel dağılımları drenaj gereksinmesinin belirlenmesinde önemli etkiye sahiptir.
.

Yüzey Drenaj Yöntemleri
Yüzey drenajı; arazi yüzeyindeki eğimin düzeltilerek fazla suyun uzaklaştırılmasıdır.
Açık yüzeysel drenaj kanalları; toprak yüzeyine yakın. Sulama suyu fazlasının ve şiddetli yağışlar sonucunda oluşan fazla suların uzaklaştırılmasına hizmet eder.
Açık derin drenaj kanalları; taban suyu düzeyini kontrol etmek ve yağışlardan sonra oluşan yüzey sularını uzaklaştırmak amacıyla kurulurlar.
Kapalı toprakaltı drenaj sistemler:basit sistemlerle çözemezsek toprak altı farklı yöntemlerle
Suyun uygun şekilde yatay akışını sağlanır.

AĞAÇLARA PARAZİT BİTKİLER

Parazit Bitkiler
Parazit bitkilerin zararları nelerdir
  Bitkinin ışığını engeller.
Bitkinin gıdasına ve suyuna ortak olur.
Toprağın sıcaklığını düşürür ve bitkinin gelişmesini engeller.
Tarım ürünlerinin kalitesini düşürür ve toprağın değerini düşürür.

Ökse otu, Yaz kış yapraklıdır. Tohum yiyen kuşlarla taşınırlar. İnce dallarda ise dallarla kesilirler, kalın dallarda bulunursa oyularak çıkartılırlar ve yerine katran dökülür. Yapraklı ağaçlarda yaprağını döktükten sonra yabancı ot öldürücü ilaçlarla ilaçlama yapılarak ölmesi sağlanır.ANKARA çevresinde binlerce ağaçta 2008-2015 yılları arasında yaygın olarak rastlanmıştır.yakaladığı dallar ve ağaçları
5-6 sene içinde yavaş yavaş kurutmaktadır.
Budaması yapılan dallarda bir sonraki sene daha az olarak çıkıyor.tabi çevrede mücadele yapılmadığı için yaygın olarak bulunuyor.pek çok ağacın kuruduğuna şahit oldum.


Küsküt otu kızıl ot adlarıyla da bilinen küsküt otu sarı çiçekli olup çok sayıda tohum meydana getirirler. Toprağa dökülen tohumlar zaman zaman çimlenir. Çimlenen tohumlar zayıf kök oluştururlar ve toprak yüzeyinde sürünücü gövde oluştururlar. Daha sonra toprakla ilişkisini keser konukçu bitkiden beslenmeye başlarlar. Konukçu bitki besin maddesini kaybettiği için sararır, zayıf düşer ve ölür. Küsküt çimlenmeden önce sık sık tarladaki yoncalar biçilmelidir. Yoncada görülmesi halinde küskütlü yonca sökülmeli ve küsküt parçalarının tarlaya dökülmemesine özen gösterilmelidir. Küsküt bazen bağlarda da görülmektedir. Bu gibi durumlarda bağın kök boğazına saman serilerek bitkiye tutunması engellenebilir.


  • Canavar otuçeşitli sebze, endüstri bitkileri ve yabancı otların köklerinde yaşarlar. Yaprakları yoktur ve bütün besin maddesini konukçu bitki üzerinden sağlarlar. Boyları on ile on beş santim arasındadır. Konukçunun kök boğazından çıkarlar ve mor renklidir konukçu bitkinin kökleri içerisine salarak besin maddelerine ortak olurlar. Ülkemizde en çok tütün, ay çiçeği ve sebzelerde bulunurlar. Canavar otu ile çok yoğun olarak bulaşık olan tarlalarda verim kaybı % 100'lere kadar çıkabilmektedir. Canavar otlarıyla bulaşık olan tarlalarda kullanılan tarımsal alet veya makineler, bulaşık olmayan tarlalarda kullanılmadan önce çok iyi temizlenmelidir. Canavar otları çiçeklenmeden önce tarladan çekilmeli ve başka bir yerde yakılmalıdır veya çok derine gömülmelidir. Tuzak bitkiler ekilerek de çimlenmeye teşvik edilmeli ve canavar otu ortadan kaldırılmalıdır. Ekonomik olduğu durumlarda methil bromid gibi zehirli gazlar kullanarak ve ruhsatlı zehirli toprak ilaçları kullanarak yok etmek mümkün olabilir.


İĞNE YAPRAKLI AĞAÇLARDA ÖKSEOTU ZARARI

iğne yapraklılarda ÖKSEOTU MÜCADELESİ
Ökseotu, ülkemiz iğne yapraklı ormanlarında zarar yapan parazittir.
Ökseotu, bir taraftan ağaçlarda meydana getirdiği artım ve kalite kaybı ile ekonomik zarara neden olmaktadır.,

 BİYOLOJİSİ ve ZARARIÇam ökseotu, ağaçların dal ve gövdelerinde yaşayan herdem yeşil, 1 metreyi geçen bir bitkidir.
 . Bitkinin çiçeklenmesi ve tohum vermesi yıllar alabilir.bitkinin bütün besin maddelerini alır. Yayılışı kuşlar tarafından olur.
 

.
Ağaca ulaşan ve çimlenen ökseotu tohumu, gelişimine başlar.
Çam ökseotu, emici kökleri ile bitkinin madensel besin maddelerini aldığından, bitkiyi zayıflatarak normal gelişmesini önler ve bazen de tamamen kurutur.
  tedavisinde, ökseotunun tohum oluşturmadan ve diğer dal ve ağaçlara yayılmadan önce mekanik olarak uzaklaştırılması belki de en iyi mücadele şeklidir.
 Şiddetli şekilde salgın görmüş ağaçlar ortadan kaldırılmalı ve yerlerine ökseotuna dayanıklı olabilecek türler getirilmelidir. Ökseotlu dalların budanmasında dikkat edilmesi gereken konular vardır. Salgına uğramış dalların uzaklaştırılması için ökseotunun bağlı olduğu dalın en az 20 cm alttan kesilmesi gerekmektedir. Şiddetli ökseotu istilasına uğramış ağaçlar.eğer kazınırsa üstü siyah bantla kapatılır.ökseotu ışığa ihtiyaç duyduğu için 2 yıl içinde kazınan yerde kaybolur.ışık görürse tekrar sürgünler filizlenecektir.
Bu durumda uygulamanın tekrarlanması gerekebilir. Bu mücadele ormanlık alanlarda zordur.ancak küçük alanlarda olabilir.en azından kazınması başka ağaçlara yayılımını durdurur.


, ökseotuna dirençli veya yarı dirençli ağaç türlerinin dikilmesidir
3 yıl içinde budanmış ağaçların yeniden gözden geçirilmesi önemlidir.
 Ticareti yapılamayacak bulaşıklı dalların kesilerek düşürülmesi,
 Seyrekleştirme ile orman sağlığını koruma,
,
Kimyasal mücadelede:maddelerden en etkilisi Ethephon (2-kloroetilfosfonik asit) olarak bilinmektedir. bitki gelişim düzenleyici olarak kullanılan Ethephon uyku dönemindeki konukçu ağaçlardaki ökseotuna karşı direkt olarak kullanılmaktadır..ökseotunun yapraklarının tamamı ıslatılmalıdır. Püskürtme sadece geçici kontrol sağlar ve tekrarlanması gerekebilir
Ethephon, ekonomik bakımdan uygun alanlar için tavsiye edilmektedir. Bu kimyasal madde, etileni salgılayarak bir bitki hormonu gibi ökseotu gelişimini kökten keser. Kökleri öldürmediğinden parazit bitki tekrar sürgün vermektedir. Bununla birlikte ökseotunun yeni salgınları önlenmiş olur. Bu uygulama her 2-4 yılda bir tekrarı gerektirmektedir.
Mart ayında ökseotuna karşı ethephon uygulamasının yapıldığı alanlarda, çoğunluğunu yokeder.Bu tedavinin ardışık olarak yapılması durumunda bu tedavi dahada etkinleşir..

19 Aralık 2016 Pazartesi

ALO BAHÇE

  ALO BAHÇE
  0-553-225-24-37   ALİ BEY
  0541-383-60-25
AĞAÇ BUDAMA BAHÇE BAKIMI İLAÇLAMA  İŞLERİ YAPILIR.
ANKARA
 
NOT:BAHÇE İLE İLGİLİ SORUNLARINIZDA ÜCRETSİZ BAHÇE DANIŞMA ALO BAHÇE
0553-225-24-37 ALİ BEY


18 Aralık 2016 Pazar

MEYVELERDE ATEŞ YANIKLIĞI HASTALIĞI

Meyvelerde  görülen ateş yanıklığı
Ağaç kısımlarının ve sürgün uçlarının yanmış gibi gözükmesidir.
hastalık; böcekler ,yağmur ve rüzgar ile yeni sürgün ve dallara taşınır.nemli havalarda sümüksü bir yapı oluşturur.bu yapı kuruyunca kahverengi hal alır.ilk görülen yer çiçeklerdir.daha sonra saplarıdır.daha sonra dallar ve ağacın gövesine doğru davam eder..yumuşak çekirdeklilerde ateş yanıklığı hastalığı en çok zarar veren hastalık olarak karşımıza çıkar.ilk yıl ağaç ürün vermez.daha sonrada ağacı kurutur.

Mücadelesi:
1:hastalıklı dal ve sürgünler sonbaharda ve ilkbaharda durgun döneminde yani sürgünler uyanmadan kesilmelidir.bu oran en az yüzde 40 civarında olmalıdır.
2:sulama damla olmalıdır.
3:maske eldiven  gözlük giyilip
 İlaçlama öyle yapılmalıdır.
4:aşırı azotlu gübreden yani yeşil aksamın gelişimini sağlayan gübrelemeden kaçınıp dengeli gübreleme yapmalıyız.
5:hastalıklı bahçede varsa arı kovanı kaldırmalıyız.
5:hastalıklı bitkiden fidan çelik ve aşı gözü almamalıyız.
6:bu hastalığın yayılamasını sağlayan armut pisillası ilede mücadele etmeliyiz.
7:budamada kullanılan aletler yüzde 10 luk çamaşır suyu sodyumhipoklorite batırmalıyız.
8:bu hastalığa karşı böcekle mücadeleyi artırmayız.çünkü pek çok böcek bu hastalığı yayar.
9:dayanıklı fidanlar kullanmalıyız.
10:ilaçlama sabahın erken saatlerinde yapılmalıdır.
11.hastalıklı dallara dokunup daha sonra sağlıklı dallara ve ağaçlara  ellerimizi yıkamadan değmemeliyiz.
12.bölgeyi bir nevi karantinaya almalıyız.
Kimyasal mücadelede ise.
Durgun dönemlerde bordo bulamacı çiçek açtıktan sonrada fungusit ve böcek ilacı atabiliriz.zamanlarını aralıklarını iyi ayarlamalıyız.enfeksiyon görülür görülmez hastalıklı kısımlar kesilip yakılmalıdır.budama aletleride yüzde 10 luk çamaşır suyuna batırılmalıdır.ilaçlama 8-10 gün arayla tekrarlanmalıdır. ilaçlama sabahın erken saatlerinde yapılmalıdır.ilaçlamada gözlük eldiven
Ve maske kullnmalıyız.


MEYVELERDE ÇİÇEK YANIKLIĞI

MEYVELERDE ÇİÇEK YANIKLIĞI. .
      Bakteriyel kanser ve zamklanma hastalığını oluşturan Pseudomonas syringae pv. syringae, başta kiraz ve kayısı olmak üzere sert çekirdekli meyve ağaçlarında hastalığa neden olur.
 Hastalık, ılık ve nemli havayı tercih eden serin ve nemli koşullarda oluşur. Yağmur ve özellikle de çiçeklenme döneminde görülen düşük sıcaklık veya don çiçek enfeksiyonlarının oranını arttırır.
Ilık ve kuru hava bakterinin gelişimini engeller.
    Bakteriler kanserlerin kenarlarındaki kabuk dokusunda kışı geçirir. İlkbaharda bakteri bu kanserlerde çoğalmaya başlar ve yağmurla çiçek ve genç yapraklara yayılır. Gözlerdeki çatlaklardan ve budama yerlerindeki yaralardan bitkiye girer.
 pek çok bitki türünün yüzeyinde canlılığını sürdürür ve gelişir. Sıçrayan yağmur damlaları ve böcekler yayılmasını sağlar. Hastalığa karşı armut çeşitleri elma çeşitlerinden daha duyarlıdır.

        Hastalık etmeni çiçek yanıklığı, yaprak lekeleri, dallarda geriye doğru ölüm, gözlerde ölüm ve kabukta çöküntü ve çatlamalara(kanser) sebep olur. Hastalığa elma ve armutta Pseudomonas çiçek yanıklılığı denmesinin sebebi ani gelişen yanıklığın genç göz ve çiçekleri öldürmesidir. Armutta etkilenen gözler ilkbaharda açılamaz, kurur ve ölür. Çiçeklenme sonrası belirtiler gelişen meyvenin kaliks kenarının siyahlaşması, demetteki yapraklar etkilenmeden çiçeklerin siyahlaşması veya çiçek ve yapraklarıyla birlikte demetlerin tamamen ölümü şeklindedir     Kanserli dalların uç kısımlarındaki yapraklar ilkbahar sonları ve yaz aylarında solgunlaşıp, ölebilir.
     Hastalıklı çiçekler solar, kahverengi renk alır ve dalda asılı kalır.
Hastalıklı tomurcuklar kahverengileşerek kurur.
İnce dallar ve sürgünlerde yanıklık, kabukta esmer, çökük lekeler görülür ve fazla sayıdaki lekeler dalın kurumasına yol açar.

Çiçeklenme sonrası enfeksiyonlarda ayrıca meyve ve yapraklarda parlak siyah lekeler oluşur. kahverengileşme ve ölüm belirtileri Sürgünlerin ucu kahverengi siyaha döner ve ölür. Sürgün üzerinde oluşan kabuk kanserleri kahverengi, düzensiz lekeler şeklinde başlar  leke üzerinde dış kabuğun soyulması  Bu hastalığın belirtileri Ateş Yanıklığı (E. amylovora) hastalığının belirtilerine çok benzer.
Enfeksiyonlar başlangıç noktasında kalarak nadiren meyve dalcığından aşağıya ilerler, genelde ağacın alt kısımlarında sınırlı kalır
Yanıklık gösteren sürgünlerin dibinde dış kabuk soyulur,
 Yaprak ve meyve enfeksiyonlarında kuru ve lokal lekeler oluşur,
 Hastalık çiçeklere daha çok zarar verir, dal ve gövde ölümleri ise nadiren gerçekleşir. çiçek yanıklılığı hastalığı, meyve dalcıklarının ve yapraklarının sayısında azalmaya ve önemli ürün kayıplarına neden olabilir.
 Çeşide ve yetiştirme bölgesine bağlı olarak armutlar tomurcuk döneminden erken meyve tutumu dönemine kadar duyarlıdır. Elmada erken çiçeklenme döneminde enfekte olan meyve gözleri gelişmez, kahverengileşir, kağıt gibi olur ve dökülebilir. Daha geç gerçekleşen enfeksiyonlarda çiçek petalleri ve sapları etkilenir ve meyve demetinin dip kısımları kahverengileşir veya siyahlaşır. Enfeksiyon genelde meyve demetinden öteye gitmez, ancak bazen meyve dalları ölür
Çiçekte görülen belirtiler Ateş Yanıklığı hastalığının belirtilerine çok benzemekte, ancak bu hastalıkta Ateş Yanıklığı hastalığı belirtilerinden farklı olarak enfekteli kısım üzerinde bakteriyel akıntı görülmez. Ana dallar ve gövde üzerinde kanserler oluşur. İlkbaharda kanserler hızla ilerler. Kanserli dokuların yüzeyi ıslak ve yanık görünümlüdür. Bu bölgelerden zamk çıkışı gözlenir
 Elmada ,armut ve kirazda  meyve dalcığının ölümü
 Armut ve elmanın yanı sıra kiraz, kayısı, şeftali, erik gibi sert çekirdekli meyve türlerinde ve bunun yanında turunçgil, badem, ceviz, gül, , meşe, söğüt gibi çeşitli bitkilerde ve hatta pek çok otsu bitki türünde zarar yapmaktadır.
MÜCADELESİ
Ağaçlar don zararından korunmalıdır.
 –Ağaçlar üzerindeki hasta dallar sıcak ve kuru havalarda kesilerek yakılmalıdır.
–Budamada kullanılan aletler her seferinde %10’luk sodyum hipoklorite (çamaşır suyu) daldırılarak dezenfekte edilmelidir.
–Bahçede yabancı ot mücadelesi yapılmalıdır.

 Kimyasal Mücadele
İlaçlama Zamanı
1. ilaçlama: Sonbaharda yaprakların %75’i döküldüğünde,

2. ilaçlama: İlkbaharda gözler uyanmadan önce yapılır. Kullanılacak Alet ve Makineler İlaçlamada, hidrolik bahçe pülverizatörü veya motorlu bahçe pülverizatörü kullanılır.